|
|
 |
 |
 |
 |
 |
|
|
|
Külliyeler |
|
|
|
Külliye,
cami ile birlikte
medrese, imaret,
türbe, kütüphane,
hamam, aşevi,
kervansaray, çarşı,
okul, hastane,
tekke, zaviye
binalarından oluşan
yapılar topluluğu.
İslam toplumunun
oluşumunda
şehirlerde mahalle
hayatı külliyeler
çevresindeki mimari
yapıda
yoğunlaşıyordu.
Külliye, İslam
toplumunun vakıf
hukuku sistemi ve
hayrat kavramını
geliştirmesiyle
ortaya çıktı.
Merkezindeki yapı
camidir. Cami en az
cuma namazlarındaki
zorunlu toplanma
yeri olması yanında
bir forum ve ilim,
tören ve müzakere
merkeziydi. Külliye
bu merkezi
tamamlayan
yapılardan oluşur.
Abbasilerden beri
İslam mimarisi
gelişmiş ve
Anadolu'da Türk
İslam sanatı
külliyeleri ortaya
çıkmıştır. Bu tarzın
en önemli temsilcisi
Osmanlı mimarisi ve
Mimar Sinan'dır. |
|
|
 |
|
|
|
Sultan Bayezid ll
Külliyesi |
|
Sultan Bayezid
ll’nin Edirne’de
yaptırdığı Bayezid
Camii ile buna bağlı
medrese, şifahane
v.b.’den oluşan
eserler topluluğu.
Sultan Bayezid Camii
ve külliyesi
1484-1488 yıllarında
Mimar Hayrettin
tarafından yapıldı.
Külliyenin bütünü
100 kadar kubbe ile
kaplıdır. Caminin
kubbesinin çapı
22,55 metredir, yanı
başında küçük avlulu
bir medrese ve biraz
açığında geniş
avlulu bir şifahane
vardır. Sultan
Bayezid II bu
külliyenin yönetimi
için 167 görevli
atamıştı. Buradaki
Tıp Medresesi’nde
okuyan öğrenciler
hastahanelerde staj
görüp yetişirlerdi.
Ülkenin ünlü
bilginleri Bayezid
medreselerinde
müderrislik
(profesör)
ederlerdi. |
|
|
|
|
|
Sultan
Bayezid ll
Külliyesi
Fotoğrafları |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Şifahane
(Trakya Üniversitesi
Sağlık Müzesi)
Bayezid külliyesine
bağlı şifahanede
akıl ve ruh
hastaları tedavi
görürdü. Tedavi
aracı olarak müzik,
çiçekler, çeşitli av
etleri ve ilaçlar
kullanılırdı.
Şifahanenin başlıca
tedavi aracı
müzikti. Bilindiği
gibi XIX. yy.a kadar
Avrupa’da akıl ve
ruh hastalarına çok
kötü muamele
edilirdi. Buna
karşılık Osmanlı
ülkesinde bu
hastalara her zaman
iyi davranılırdı.
Hastaları müzikle
tedavi etmek için
şifahanede hanende
(şarkı söyleyen) ve
sazende (çalgı
çalan) olarak 10
görevli bulunuyordu.
Bunlardan üçü şarkı
söyler, diğerleri
çalgı çalarlardı
(ney, keman, muskar,
santur, cenk, cenk
santur, ud).
Tedavide çiçeklerden
de yararlanılırdı.
Çiçeklerin yalnız
rengi değil kokusu
da hastalar üzerinde
iyi etki bırakırdı.
En çok kullanılan
çiçekler sümbül,
lâle, reyhan,
karanfil, şebboy,
nesrin, yasemin,
deveboynu, zerrindi.
|
|
|
 |
|
|
|
Av etlerine gelince,
her hasta için hekim
öğüdüne göre özel
tarzda pişirilen
çeşitli yabani kuş
etleri kullanılırdı:
keklik, turaç,
sülün, kaz, ördek
v.b. Bu arada memeli
hayvanlardan geyik
etine de yer
verilirdi.
Şifahanenin eczane
kısmı da çok
işlekti. Haftanın
iki gününde
eczaneden her
isteyene bedava ilaç
verilirdi, ilaçlar
burada hazırlanır,
bunun için yüklü bir
hammadde stoku
bulundurulurdu.
Sultan Bayezid II
eczanede herkesin
görebileceği yere
bir yazı astırmıştı.
Bu yazıda, muhtaç
olmadığı halde her
kim bu eczaneden
ilaç alır da ticaret
maksadı ile
kullanırsa o
kimsenin sakat kalıp
fakir düşmesi dileği
belirtiliyordu.
Padişah ilencinden
çok korkulduğu için
fakir olmayanlar
bedava ilaç almaktan
çekinirlerdi.
Tıp medresesinin
tedavi merkezi olan
dârüşşifa, kubbeli
ve altı hücreli bir
yapıdır.
Hücrelerdeki akıl
hastalarının
birbirini görmemesi
sağlanmıştır.
Ortadaki havuzun
çevresinde yer alan
saz sanatçıları
müzikle tedavi
yapmış olurlardı.
Bayezid II
külliyesi. Tunca
kıyısındaki tabhane,
dârüşşifa, medrese
ve imaret
binalarından:
oluşur. Külliye, o
sırada fethedilen
Akkerman Kalesi
hazinesinde bulunan
altınlarla inşa
ettirilmiştir. |
|
Detaylı Bilgi ve
Fotoğraflar Müzeler
Sayfasında |
|
|
|
 |
 |