 |
|
|
|
Hanlar |
|
|
|
Kentin
tarihi dokusunda
Hanlar ve
Kervansaraylar
önemli bir yer
tutar. Osmanlı
Döneminde geçiş
yolları üzerinde
zengin bir ticari
merkez olması,
barınma ihtiyacının
da İmparatorluğun en
kaliteli barınma
mekanlarının inşa
edilerek giderilmesi
sonucunu ortaya
çıkarmıştır.
Zamanının en lüks
otelleri
diyebileceğimiz bu
mekanlar; Edirne'nin
geçmişteki
canlılığının da
önemli bir
kanıtıdır. |
|
|
|
Deveci Han |
|
Deveci Han,
Defterhane olarak,
resmi defterlerin ve
arşivlerin korunması
amacıyla
yaptırılmıştır.
Yapılış tarihine
ilişkin kaynaklar
15. yüzyılı işaret
eder. 1847 yılında
Rüstem Paşa
tarafından
hapishaneye
dönüştürülmüş, 1953
yılında terk
edilmiştir. Uzun
süre kullanılamaz
durumda kalan bina
1993 yılında Kültür
Bakanlığı tarafından
restorasyon
projeleri kapsamına
alınmış, 25 Kasım
2000 tarihinde de
restorasyonu
tamamlanarak hizmete
açılmıştır. Bina,
Kültür Müdürlüğü'nün
idari hizmetleri
yanında, el
sanatları kursları
ve çeşitli kültürel
etkinlikler için
kullanılmaktadır.
|
|
|
 |
|
|
|
Ekmekçioğlu
(Ayşekadın) Hanı
|
|
Ayşekadın semtinde
bulunduğundan
Ayşekadın Hanı diye
de anılır. Sultan
I.Ahmet'in
buyruğuyla,
Defterdar Ahmet Paşa
tarafından 1609
yılında
yaptırılmıştır.
Mimarı Sedefkar
Mehmet Ağa ile
Edirneli Hacı
Şaban'dır. Duvarları
kesme ve yontma
taştandır. Taç
kapının sivri kemer
içinde yazıtı
vardır. Anıtsal bir
yapı olan
Kervansarayın arka
yüzündeki mermer
süslemeli pencereler
ilginçtir. Tek katlı
olan kervansarayda
odalar yerine
salonlar
bulunmaktadır. Bu
bölümlerin avlu ile
bağlantısı yoktur.
|
|
|
|
Havlucular Hanı
(Solaklar-Astarlar) |
|
Yediyol Ağzı denilen
alanda kalıntıları
giderek azalan bir
tarihi han
bulunmaktadır.
Havlucular Hanı
denilen bu tarihi
bina 17. yüzyılın
başlarında, dönemin
Defterdarı Ahmet
Paşa tarafından
yaptırılmıştır. Bu
handa bir zamanlar
solaklar oturmakta
olduğu için Solaklar
Hanı olarak anılmış;
sonraları burada
astarlık ve pamuklu
kumaşlar dokunmaya
başlanmış ve bu defa
adı Astarcılar Hanı
olmuştur. Son olarak
ise havlu dokunan
bir yer durumuna
dönüşünce Havlucular
Hanı olarak anılmaya
başlamıştır. |
|
|
|
Sokullu Hamamı |
|
Edirne’nin
merkezinde, Üç
Şerefeli Cami’nin
karşısında bulunan
Sokullu Hamamını,
Sokullu Mehmet Paşa
Mimar Sinan’a
yaptırmıştır. XVI.yüzyılın
ikinci yarısına
tarihlendirilen
hamam, Osmanlı
mimarisinin en güzel
eserlerinden
birisidir. Çifte
hamam plan
düzenindedir.
Sonraki yıllarda bu
hamamın yanına
yapılan Taş Han ona
bitiştirilmiştir.
Hamamın kadınlar ve
erkeklere ait
bölümlerinin
girişleri ayrı ayrı
yerlerdedir. Hamamın
doğu yönündeki sivri
kemerli sütunlu
görkemli bir girişle
erkekler bölümünden
soğukluk bölümüne
girilmektedir. Bu
bölümün çift kanatlı
giriş kapısının
üzerindeki yay
kemerin içerisinde
biri ters diğeri düz
olmak üzere renkli
taşlardan palmet
motifleri
yerleştirilmiştir.
Ancak daha önce
burada var olan
kitabe günümüze
gelememiştir. |
|
|
 |
|
|
|
Soğukluk bölümünü
tromplu merkezi bir
kubbe örtmekte olup
buradaki kubbe
yanlardaki
tonozlarla
desteklenmiştir.
Hamamın duvarları
iki dizi tuğla ve
bir dizi de kesme
taş ile örülmüştür.
Aynı zamanda dış
duvarlar dar
silmelerle sona
erdirilmiştir.
Kadınlar ve erkekler
kısmının
soyunmalıklarının
üzerleri, sekizgen
aydınlık fenerli, on
iki kasnaklı birer
kubbe ile
örtülmüştür.
Kadınlar bölümünün
soyunmalığı diğerine
göre daha küçük ve
sadedir. Buradaki
kare mekanın üzeri
pandantifli kubbe
ile örtülmüş, içten
kubbe eteği palmet
motifleri ve kalem
işleri ile
bezenmiştir. Hamamın
her iki bölümünün
halvet kısımları
yüksek kasnaklı
pandantifli
kubbelerle
örtülmüştür. Ayrıca
halvette özel
yıkanma hücreleri
bulunmaktadır.
Bunlardan kadınlar
bölümünde olan
kurnaların ilginç
bir görünümü vardır.
Bu kurnalar gelin ve
kaynana kurnaları
olarak
isimlendirilmişlerdir.
Kaynana kurnası daha
büyük ve gösterişli,
gelin kurnası ise
daha küçük ve zarif
görünümdedir.
Hamam özel kişi
mülkiyetine geçmiş
II.Dünya savaşı
sırasında bir ara
hamam işlevinden
uzaklaşmış ve ot
deposu olmuş, bu
arada içerisindeki
mermer taşları yok
olmuştur. Savaş
sonrası onarılmış ve
Edirne’de günümüzde
hamam işlevini
sürdürmektedir.
1960’lı yıllarda
Sarayiçi’ne giden
yolu genişletmek ve
burada bir meydan
yapılmak amacıyla
hanın yıkılmasına
girişilmiş, ancak
çalışmalar
durdurulmuştur.
Bununla beraber
hanın ve hamamın
cephe görünümleri
kısmen yıkılmış ve
bugün garip bir
hamam görünümü
ortaya çıkmıştır. |
|
|
 |
|
|
|
Kum Kasrı Hamamı |
|
Edirne Sarayiçi’nde,
Saray-ı Cedid’in
hamamlarından
birisidir. Sultan II.Murad
veya Fatih Sultan
Mehmet döneminde
yapıldığı
sanılmaktadır.
Moloz taş ve
tuğladan yapılmış,
ılıklık, sıcaklık ve
halvet bölümlerinden
oluşmaktadır. Üst
örtüsünde sıcaklık
ve halveti ayrı ayrı
kubbeler
örtmektedir.
Soğukluk kısmı üç
küçük kubbe ile
örtülüdür. Sıcaklık
merkezi bir kubbe
ile örtülüdür. Bu
kubbeler Türk
üçgenleri vasıtası
ile duvarlar üzerine
oturtulmuştur. Giriş
kısmı yuvarlak
kemerli ve dışarı
doğru
çıkıntılıdır.Günümüzde
askeri bölge
içerisinde kalan bu
hamam harap bir
durumdadır. |
|
|
 |
|
|
|
Gazi Mihal Bey
Hamamı |
|
Edirne-Kapıkule yolu
üzerinde Gazi Mihal
Bey Camisi’nin
yanındadır. Gazi
Mihal Bey tarafından
1422’de çifte hamam
olarak
yaptırılmıştır.
Kesme taş ve
tuğladan yapılmış
olan hamamın içerisi
malakari süslemeleri
ile dikkati
çekmektedir.
Dikdörtgen planlı
hamam ılıklık,
sıcaklık, ve halvet
bölümlerinden
oluşmaktadır.
Sıcaklığın iki
tarafında birer
eyvan bulunmaktadır.
Halvet kemerlerle
birbirinden dört
ayrı bölüme
ayrılmıştır. Hamamın
arkasında boydan
boya külhanı
uzanmaktadır. |
|
|
|
Beylerbeyi Hamamı |
|
Edirne’de Saraçhane
Köprüsü ile
Beylerbeyi
Camisi’nin
karşısında olan
Beylerbeyi Hamamını
Sultan I.Murat
Döneminde Beylerbeyi
Yusuf Paşa
yaptırmıştır. Yusuf
Paşa burada cami,
imaret, türbenin
yanı sıra bu hamamı
da yaptırmıştır. XV.yüzyılın
ilk yarısına
tarihlendirilen
hamamın, caminin
yapım tarihi olan
1429 ile eş zamanda
yapıldığı
sanılmaktadır.
Beylerbeyi hamamı
kesme taş ve
tuğladan
yapılmıştır. Uzun
süre yapı topluluğu
harap bir durumda
kalmış, sonradan
cami restore
edilmiştir. Bugün
hamam yarı yıkık
durumdadır. |
|
|
|
Saray Hamamı |
|
Edirne’nin en eski
hamamlarından Saray
Hamamı, Selimiye
Camisi’nin kuzey
doğusunda
bulunmaktadır. XV.yüzyıla
tarihlendirilen bu
hamamın Sultan
I.Murat döneminde
yapıldığı
sanılmaktadır.
Bununla beraber
hamamın tarihi
tartışmalı olup bu
konuda kesin bir
yargıya
varılamamıştır.
Hamam Saray-ı
Atik’in (Eski Saray)
bir bölümünü
oluşturmaktadır.
Sonraki dönemlerde
halka açılmış,
Selimiye Camisi’nin
yapılmasından sonra
da hamamın geliri
camiye
vakfedilmiştir.
Çifte hamam plan
düzeninde yapılan
hamam kesme taş ve
tuğladan son derece
özenli bir işçilikle
yapılmıştır.
Kadınlar ve erkekler
kısımlarının üzeri
kubbelerle
örtülmüştür. Duvar
kalıntılarından ve
kubbe eteklerindeki
izlerden hamamın
yapıldığı ilk
devirlerde son
derece güzel
malakari süslü
olduğu
anlaşılmaktadır.
Balkan Savaşı
sırasında yıkılmış
ve günümüze harap
bir durumda
gelmiştir. Vakıflar
Genel Müdürlüğü
tarafından restore
edilmektedir. |
|
|
|
Tahtakale Hamamı |
|
Edirne, Tahtakale
Mahallesi’nde,
Saraçlar Caddesi’nde
ve Ali Paşa
Çarşısı’nın
karşısında bulunan
Tahtakale Hamamını
Sultan II.Murat,
Darülhadis Camisi’ne
vakıf olarak 1434-
1435’de
yaptırmıştır.
Günümüze oldukça iyi
bir durumda gelen bu
hamam aynı zamanda
Edirne’nin en büyük
hamamıdır. Camekanlı
kâğir çifte hamam
plan düzeninde
yapılan hamamın
erkekler bölümü
kadınlar bölümüne
göre daha büyüktür.
Yapı tekniği olarak
duvarları üç sıra
tuğla ve bir sıra
taş dizisinden
yapılmıştır.
Erkekler bölümünün
soyunmalık kısmı üç
bölümden meydana
gelmiştir. Bu
bölümün üzerinde
aydınlılık
pencereleri bulunan,
köşelerinde içten
mukarnasları olan
merkezi bir kubbe
ile örtülmüştür.
Ayrıca soyunmalığın
ikinci katı asma kat
konumunda olup iki
katlıdır. Bu bölümün
ortasına da
fıskiyeli bir havuz
yerleştirilmiştir.
Soğukluk ve halvet
bölümleri dıştan
kiremitli bir kubbe
ile örtülmüştür. Bu
bölümün duvarları
moloz taştan
yapılmıştır. Hamamın
güneyinde bulunan
halvet kısmı merkezi
kubbeyi destekleyen
dört yarım kubbe ile
örtülmüştür. Aynı
zamanda bu bölüm
dört eyvan plan
düzenindedir.
Hamamın kadınlar ve
erkeler bölümü
arasına külhan,
güneyine de su
sarnıçları
yerleştirilmiştir.
Kadınlar bölümüne
göre soğukluğu biraz
daha küçüktür. İki
sıra tuğla bir sıra
taştan yapılan bu
bölüm kare planlı
olup üzeri on iki
kasnağa oturan bir
kubbe ile
örtülmüştür. Buradan
geçilen soğukluğun
üzeri pandantifli
bir kubbe ile
örtülmüştür. Halvet
ve orta mekan, doğu
ve batıdaki iki
yarım kubbeli eyvan
ile daha da
genişletilmiştir. Bu
bölümün güneyindeki
bir kapıdan da
hamamın özel yıkanma
bölümlerine
geçilmektedir.
Tahtakale hamamı
günümüzde özel bir
mülkiyette olup
kullanılmaktadır. |
|
|