 |
|
|
|
II.Bayezid Camii |
|
|
|
İçinde sütun
olmayan, sadeliğine
rağmen anıtsal
görüntüsüyle uzaktan
bakanları etkisi
altına alan II.Bayezid
Camii, tam
merkezinde
konumlandığı
külliyenin en
değerli
yapısı olarak ön
plana çıkar. |
 |
 |
 |
|
Kemersiz Ve Sütunsuz
Cami |
|
Camiin külliye
alanındaki konumu
külliye birimlerinin
merkezinde yer
almaktadır. Caminin
mimarı, Mimar
Hayretin veya
Yakup-Şah Bin Sultan
Şah olup, temeli
1484 yılında bizzat
Sultan II.Bayezit
tarafından atılmış
ve 1488 yılında
ibadete açılmıştır. |
 |
 |
 |
|
Cami, yapı olarak
çevresindeki yüzden
çok kubbeli binanın
hepsine egemen bir
görünüştedir. 22
Metre çapındaki
kubbesi, büyük bir
blok şeklinde
yükselen dört duvar
üzerine
oturtulmuştur. Cami,
kemersiz ve sütunsuz
olup 20.58x20.60 lık
bir kare
biçimindedir.
Tabandan kubbe
kasnağına kadar olan
yükseldiği ise 19.34
metredir. |
 |
|
Caminin sağ ve sol
beden duvarları
bitişiğinde dokuz
kubbeli ve dört
odalı birer
tabhanesi (dinlenme
yeri) olup, cami iç
mekânının sağ ve
solundan üçer
pencere bu
tabhanelere açılır.
(Cemaat çok olduğu
zaman buralarda da
namaz kılındığı
rivayet edilir.)
|
|
|
|
Taş İşçiliğiyle
Büyüleyen Mermer
Minber |
|
Mermer minber, taş
işçiliğinin bir
şaheseridir. Sekiz
köşeli olarak
yontulmuş, 17 mermer
sütun üzerindeki
zarif sütun
başlıklarına
oturtulmuş hünkâr
mahfilinin, Osmanlı
cami mimarisinde
yapılmış ilk mahfil
olduğu kabul
edilmektedir. Mahfil
sütunlarının Diana
Tapınağı'ndan
getirilmiş olduğu
söylenmekte ise de
buna dair bir belge
mevcut değildir.
Caminin giriş kapısı
ve iç pencere
kapakları, ağaç
işleme sanatının
üstün
örneklerindendir.
Caminin akustiği de
oldukça hassastır.
Mihraptaki bir
fısıltı bile en arka
saflardan
duyulmaktadır. |
 |
 |
|
|
|
Camideki Kitabeler |
|
Camiin iç giriş
kapısı üstündeki
kitabe, iki sıra
halinde altı mısra
olarak yazılmıştır.
Sözler Şeyhülislam
Zenbilli Ali
Efendi'ye ait olup,
yazı
Hamdullah'ındır.
Kitabenin son
satırındaki (Hayrün
Cemil) sözü ebcet
hesabıyla 1488
(H.893) yıllını
vermektedir ki, bu
tarih Külliye
inşaatının bitiriliş
tarihidir. |
 |
|
Bursalı Veliyüddin
oğlu Ahmet Paşa,
Külliye inşaatının
tamamlanması üzerine
şu şiiri yazmıştır: |
Şöyle âli yaptı
darulhayn Sultan
Bayezid,
Kim feleklerde
melekler eyledi
medhü sena.
Bu meratip ne
cihettendir sana
dedim, dedi:
Ben kara toprağı
ihya etti ol
zıllihüda.
Menbaı bahri ata
oldum ki benden feyz
alan,
Hem hikemdir, hem
niamdır, hem seha vü
hem şifa.
Böyle olur kime
düşse pertevi
hursidi baht,
Böyle olur kime
salsa sayeiperri
hüma,
Hüsn ile bağı cihanı
hurrem etti gül
gibi,
Anın için dediler
tarihini hurrem
bina. |
|
|
|
Şiirin üçüncü
beyitinin ikinci
mısrasındaki "Hem
hikemdir, hem
niamdır, hem seha vü
hem şifa"
kelimeleri, camiye,
medreseye, imarete
ve dârüşşifaya
işaret etmektedir.
Son beytin ikinci
mısraının sonundaki
"Hürrem bina"
kelimesi ise, ebcet
hesabıyla sitenin
tamamlandığı tarih
olan 1488 (H.894)
yılını
göstermektedir. |
|
|
|
Anıtsal Görünüş |
|
Caminin anıtsal
görünüşü uzaktan
bakanları etkisi
altına alır. Caminin
sağ ve sol beden
duvarlarına bitişik
tâbhanelerin
köşelerinde, giriş
kapısından şerefeye
kadar 149 basamaklı
yüksekliği 38,50
metre olan birer
şerefeli zarif iki
minaresi, kübik ana
bloğun keskin
hatlarını iki yana
çekerek yumuşatmakta
ve dış mekânı engin
bir sükûna
kavuşturmaktadır. |
 |
|
Tunca Nehri'nin
Aynasında Yansıyan
Görkemli Siluet |
 |
|
Mimarideki vekar ve
ciddiyet ile sadelik
ve tevazuyu
bağdaştıran,
gereksiz gösteriş ve
özentiden soyutlanıp
taklitten uzaklaşan,
iddiasız fakat inkâr
kabul etmez bir
metanet ve kişiliğe
sahip olan bu
anıtlar
topluluğunun,
yeşillikler
arasındaki mermer
döşeli yatağında
aynı vekar ve sükûn
içinde akan Tunca
Nehri'nin aynasında
yansıyan görkemli
silueti, devrinin
özelliklerini dile
getiren ölümsüz bir
görünüştür. |
|
|
|
Avlu |
|
Birisi ana, ikisi
yan olmak üzere üç
kapı ile girilen
dikdörtgen
biçimindeki mermer
döşeli iç avluyu, 18
mermer sütuna
dayanan 22 kubbeli
bir revak
çevrelemektedir.
Avlunun merkezinde,
üstü açık mermer bir
abdest şadırvanı
vardır. Bu haliyle
avlu, insan ruhunu
ferahlatan, sâde,
iddiasız, bir
parçası olduğu cami
yapısıyla her yönden
son derece uyumlu
ölçüler içinde ana
birimin
tamamlayıcısı
durumundadır. |
 |
|
|
|
|
|
Evliya Çelebi’den
Bayezid Camii |
|
Evliya Çelebinin
1652
(H.1063)yılında
Edirne\'ye
gelişinde, külliyeyi
ziyareti sırasında
Sultan II.Bayezit
Camii için şunları
söylemiştir. |
 |
|
"Edirne Şehrinin
kuzeyinde Tunca
Nehri kenarında
çimenlik, lalelik
düz bir yerde, dört
köşe duvar üzerinde
büyük kubbeli gönül
açan bir camidir.
Ancak iki kapısı
var. Sol taraftaki
saadetli kapı,
padişahlara mahsus
hünkâr mahfili
kapısıdır. İkinci
kapısı kıbleye açık
büyük kapıdır.
Üzerinde tarih
kitabesi
yazılmıştır. Caminin
kıble kapısından
mihraba varıncaya
kadar uzunluğu
seksen beş ayaktır.
Enliliği tam seksen
ayaktır. Cami içinde
asla sütun yoktur. |
 |
|
Hünkâr mahfili sol
taraftadır. Şeşhane
gibi on adet hilâli
sütunlar üzerinde
kurulmuş bir selâtin
ibadet yeridir.
Mihrap ve minber,
beyaz mermerden
yapılmıştır. Nice
sanatlı avize ve
kandillerle
süslenmiş ve nurlu
kubbeleri kandil
tabakalarıyla
bezenmiştir.
Müezzinler mahfili,
gayet sanatlı olup
avlusundaki cennet
bahçelerinin
dillerle anlatılması
ve kalemlerle
yazılması
olanaksızdır. |
 |
|
Bu camiin sağ ve
solunda Gazi Mihal
Bey Camii gibi,
misafirlerin
kalmasına mahsus iki
tâbhane vardır.
Pencerelerinden
imama uyulur. Namaz
vakitlerinde cemaat
çok olsa, iki
yanındaki
tabhanelerinde
cemaatın çoğu
Allah\'a ibadet
ederler. Bu avlu,
beyaz mermer döşeli,
cilalı tabanıyla,
cemaatin yüz
renklerinin
yansıdığı bir ayna
gibidir. Büyük usta,
bu avlunun
mermerlerine öyle
cila vurmuş ki zerre
kadar bir toz bile
üzerinde asla
duramaz. |
|
|
|
Üç yanında üç büyük
kapısı vardır.
Avlunun çevresindeki
yan sofaları on
sekiz tane biçimli,
bahada ağır, uzun
sütun ve üstlerinde
de on altı kubbe
vardır. Pencereleri
dışarı, büyük avluya
bakar. Ama bu avlu
kubbelerinin içi üç
şerefeli kubbeleri
gibi süslü ve
nakışlı değildir.
Hemen hepsi sade
gözlü beyaz
kubbelerdir. |
 |
|
Bu avlunun uzunluğu
ve eni tam ikişer
yüz ayak olup
ortasında bir abdest
havuzu vardır ki
şadırvanı havuz
kubbesine sıçrar.
Dört adet yeşil
zümrüt gibi serviler
var ki bizzat
Bâyezid Velî
Hazretlerinin
mübarek elleriyle
dikildiklerinden
Allah kullarının
gözlerinin üzerinde
olduğu büyük
servilerdir.
(Günümüzde bu
serviler yoktur) |
 |
|
Bu avlu da, dışarı
büyük avlunun
(bugünkü dış bahçe)
temiz toprağında
nice bin dut
ağaçlarıyla öyle
süslü bir avludur ki
uzunluğuna ve
enliliğine yedişer
kademe büyük
avludur, etrafında
hastahane, aşevi,
kiler ve mahzenler,
tabhâne, kitaphâne
ve darültedrisler
(medreseler) vardır. |
 |
|
Ama bu orta
avlusunun iki
tarafında iki adet
mevzun minaresi var
ki şerefeleri süslü
birer kadeh gibidir.
Gayet ince ve uzun
minarelerdir. Hatta
üstad-ı kâmil ve
mühendis-i âmil
Akıbet sonunu
düşünür kimse olup
bu boy ve boşta bu
nahif ve zarif
yapılı olan
minareler ihtimaldir
ki, zamanla
depremden yahut gök
afetlerinden yıkılıp
camiin kubbesine
zarar verir
düşüncesiyle bu
minareleri camiden
uzak tarafından olan
tabhâneler yanında
camie bitişik bina
etmiştir. Ama
doğrusu yüksek
minarelerdir. Boy
bos ve yapılan
birbirinin aynı olup
her biri yüz
seksener kademdir.” |
|
|
|
Vakfiye'de
Gösterilen Cami
Görevlileri Ve
Ödenekleri |
|
1 hatip: Bayram ve
cumalarda hatiplik
edecek, günde 15
akçe alacak.
2 imam: Her biri
günde 8 akçe alacak.
1 semahfil-i huffaz:
Hafız olacak ve
devir okunurken
onları idare edecek,
günde 7 akçe alacak.
30 Hafız ve Devirhan:
Her sabah camide tam
bir hatim yapacak,
günde üçer akçe
alacaklar. 10 tanesi
devirhan olacak,
l'er akçe daha
alacaklar.
5 En'amhan: Hergün (en'âm)
okuyacaklar her
birine 4 akçe
verilecek.
1 muarrif: Cüz
sandıklarını cüz
okuyanlara verecek
ve toplayacak, günde
5 akçe alacak.
1 meddah: Her cuma
övgü okuyacak, günde
4 akçe alacak.
7 mühellil: Hergün
değişik tehlilller
getirecekler. Biri
reis, ki günde 3
akçe alacak,
diğerleri 2.5 ar
akçe alacaklar.
7 selavatçı: Selâvat
getirecekler. Reis
3, diğerleri günde
2'şer akçe
alacaklar.
1 mücevvid-mürettil:
Öğle ve ikindi
namazlarından sonra
"bir hizip miktarı
okuyacak", günde 2
akçe alacak
2 kayyum: Camiin
içini-dışını süpürüp
halıları döşeyip
kaldıracak, her biri
günde 3 akçe alacak.
2 çerağcı: Cami ve
imarette çerağ ve
kandilleri vaktinde
yakıp söndürecekler.
Her birine günde 3
akçe, kandilcilere
günde 4 akçe
verilecek
(Kandillerin yağ ve
fitil giderleri
karşılığı olarak.)
1 noktacı
(Denetleme):
Üzerinde aldığı
hizmeti özümsüz
olarak yapmayanları
kaydedip mütevelliye
bildirecek, günde 2
akçe alacak.
Toplayacak olursak
bu tarihte caminin
görevli sayısının
66'yı bulduğunu
görürüz. |
|
|
|
KAYNAK: Yrd. Doç Dr.
Ratip
KazancıgilEdirne
Sultan II. Bayezid
KülliyesiTürk
Kütüphaneciler
Derneği Edirne
Şubesi- 1994 |
 |