|
|
 |
 |
 |
 |
 |
|
|
|
Kırkpınar
Geleneksel
Yağlı
Güreşleri |
|
|
|
Tarihi "Kırkpınar
Güreşleri", Sarayiçi
mevkiindeki "Sarayiçi
Er Meydanı" denilen
sahada
düzenlenmektedir.
Genellikle Haziran
ayı sonu, Temmuz ayı
başlarında
düzenlenen Tarihi
Kırkpınar Güreşleri
7 gün sürmektedir.
Kırkpınar
Güreşleri'ne
başlamadan önce,
Kaleiçi semtindeki,
Adalı Halil ve Kara
Emin pehlivanların
kabirlerinin
bulunduğu
pehlivanlar
mezarlığına geçilir
ve dualar edilir.
Yapılan ziyaretten
sonra saat 15.00'de
Sarayiçi Er
Meydanı'na geçilir
ve görkemli
törenlerle Tarihi
"Kırkpınar
Güreşleri"nin startı
verilir. Kırkpınar
Güreşleri'ne katılan
güreşçiler için ayrı
ayrı kategoriler
belirlenmiştir.
Bunlar; Minik 1,
minik 2, Teşvik,
tozkoparan, deste
küçük boy, deste
orta boy, deste
büyük boy, küçük
orta küçük boy,
küçük orta büyük
boy, büyük orta,
başaltı ve baş
kategorileridir.
Ayrıca en iyi peşrev
yapan, en centilmen
pehlivan grubunda da
güreşçilere ödül
verilmektedir.
Pehlivanlar 3 gün
süresince Er
Meydanı'nda kıyasıya
mücadele ederler.
Son gün yapılan
finallerde her boyun
birinci, ikinci ve
üçüncüleri
belirlenir. Ancak
bunlardan en
önemlisi
başpehlivandır.
Çok çetin
mücadelelerle geçen
başpehlivanlık
güreşlerinde
yaklaşık 35 pehlivan
güreş tutar.
"Kırkpınar
Güreşleri"
başpehlivanı
belirleyecek güreşin
bitmesiyle
tamamlanır. |
|
|
 |
|
|
|
Kırkpınar
Güreşleri Tarihi |
|
Anadolu 'da bulunan
Osmanlılar,
Edirne'nin fethinden
önce (1361), Orhan
Gazi devrinde, onun
oğlu Süleyman Paşa
komutasında
Rumeli'ye geçerler
(1356-1357). Osmanlı
Akıncıları, burada
yaptıkları akınlar
sırasında,
savaşmadıkları ve
mola verdikleri
günlerde,
zamanlarını,
aralarında çeşitli
sporlar yaparak
değerlendirirlerdi.
Bir keresinde güreşe
tutuşan 40 yiğit
içinden ikisi,
tutuştukları güreşi
gece yarısına dek
sürdürdükleri halde
sonuçlandıramazlar
ve ikisi de
güreştikleri yerde
can verir...
Arkadaşları bu iki
yiğidi güreş
yaptıkları yerde
bulunan bir incir
ağacının altına
gömdükten sonra
Edirne 'ye doğru
akınlarına devam
ederler.
Edirne'nin fethinden
sonra Ahırköy
çayırlığına
geldiklerinde, o
incir ağacının
civarında billur
kaynaklı bir suyun,
Kırkpınar
çayırlığına doğru
aktığını görürler ve
bu nedenle de
"Kırktı bunlar. Bu
yakaya ilk ayak
basanlardır bunlar"
diyerek o yere
Kırkpınar adını
verirler. |
|
|
|
Cumhuriyet Döneminde
Kırkpınar Güreşleri
|
|
Kırkpınar Güreşleri,
önce Balkan
Savaşları; sonra
I.Dünya Savaşı ve
Yunan İşgali
nedeniyle
sınırlarımızın
geçirdiği
değişiklikler
yüzünden asıl
yerinde
(Yunanistan'ın
Samona Köyü Merası)
ve kendi düzeninde
yapılamazken, bir
süre, Edirne dışında
kalan ve Virantekke
denilen yerde
gerçekleştirilmiştir.
Cumhuriyet
sonrasında (1924)
ise, Kırkpınar
adıyla değilse bile,
ilk güreşler;
dönemin Edirne Milli
Eğitim Müdürü İsmail
Habib Sevük
tarafından, Türk
Ocağı'na yardım
amacıyla ve
Sarayiçi'nde
düzenlenmiştir.
Sonra bir süre
Kırkpınar ağaları
tarafından
düzenlenen güreşler,
izleyen yıllarda,
Çocuk Esirgeme
Kurumu ve Kızılay
yöneticileri
tarafından kurum
yararına
gerçekleştirilmiş;
1946 yılında Edirne
Belediyesine
geçmiştir. |
|
|
 |
|
|
|
Kırkpınar Güreşleri
Söylencesi |
|
Orhan Gazi'nin
Rumeli'yi ele
geçirmek amacıyla
düzenlediği seferler
sırasında, kardeşi
Süleyman Paşa 40
askerle Domuzhisarı
üstünde yürür. Salla
karşı kıyıya
geçerler.
Domuzhisarı'nı ele
geçirirler. Öbür
hisarların da ele
geçirilmesinden
sonra, 40 kişilik
öncü birlik geri
döner.İşte bu sefer
sırasında gruptaki
askerler, mola
verdikleri her yerde
güreşe
tutuşurlarmış, bu
birlikten iki
yiğitin tutuştukları
güreşte ise bir
türlü kazanan
olmazmış. Önce şimdi
Yunanistan sınırlar
içindeki Samona'da
güreşe tutuşmuşlar,
günlerce süren
güreşte çiftin
yenişememiş. Daha
sonra, Hıdrellez
gününde, Ahırköy
çayırında(bazılarına
göre Edirne'ye 17
km. ötede Ortaköy
Şosesi üzerlerinde),
aynı çift yeniden
güreşe tutuşmuş.
Sabahtan
geceyarısına değin
süren güreşte, ikisi
de solukları kesilip
çayıra yığılıp
kalmış, vefat
etmişler.
Arkadaşları da
onları bir incir
ağacı altına gömmüş.
Yılllar sonra
çıktıkları bir başka
seferde
arkadaşlarının
mezarı başına gelen
savaşçılar, burada
akan gür bir pınar
görürler. Halk orada
yatanların
"Kırklardan" (ermiş)
olduğuna inanır.
Yöreyi Kırkpınar
diye adlandırır. Bir
söylenceye göre de,
oraya ayak basanlar
40 kişi
olduklarından adı
Kırkpınar kalmıştır.
Sonraki yıllarda
aynı yerde ölen
kişilerin anısına
güreş tutulmaya
başlanmıştır.
Zamanla
gelenekselleşmiş ve
Kırkpınar Yağlı
güreşlerine
dönüşmüştür.
Bir başka Kırkpınar
değerlendirmesi de;
bu güreşlerin,
Türkler Edirne'yi
almadan yüz yıl önce
Rumeli'ye geçen Sarı
Saltuk tarafından
oralara taşındığı ve
Türklerin sonradan
Sultan I.Murat
döneminde bu
güreşlere sahip
çıktığı yönündedir.
|
|
|
|
Tarihi
Kırkpınar Festivali
|
|
Tarihi "Kırkpınar
Yağlı Güreşleri"
:1357'de Rumeli'de
doğup, günümüze
kadar uzanan
geçmişiyle dünyanın
en eski güreş
festivalidir.
650 yıla yaklaşan
bir geleneğin
taşıyıcısı olan
"Kırkpınar Yağlı
Güreşleri"; 1 hafta
boyunca, yurdun ve
dünyanın değişik
köşelerinden gelen
basın mensupları,
halkoyunları
ekipleri,
milyonlarca
izleyici, sanatçı ve
devlet adamının
katılımı ve her yıl
gerçekleştirilen
farklı organizasyon
yapısıyla, çok çetin
müsabakalara ev
sahipliği
yapmaktadır.
Başpehlivanlık ve
diğer dallardaki
güreş
müsabakalarının yanı
sıra, organizasyon
süresince devam eden
"Mehteran Bölüğü"nün
ve yerli-yabancı
halk oyunları
ekiplerinin
gösterileriyle
yaşatılan coşku,
"Kırkpınar Yağlı
Güreşleri"ni,
geleneksel bir
festivale
dönüştürmektedir.
Tarihi Kırkpınar
Güreş ve Kültür
Etkinlikleri
Haftası, Edirne'nin
en önemli mesire
yerlerinden birisi
olan Sarayiçi
mevkiindeki sahada
yapılmaktadır.
1985 yılına kadar
salaşpur denilen
sazdan yapılma
tribünlerle çevrili
olan Er Meydanı,
1985 yılında dönemin
Başbakanı merhum
Turgut Özal'ın
talimatlarıyla
yenilenmeye
başlanmıştır.
Osmanlılar zamanında
saray dışında
yapılan güreş
yarışmaları
panayırlarda,
düğünlerde
kulüplerde bir hayır
kurumu yararına veya
meslek edinmiş
organizatörlerin
özel yer ve
salonlarında
yapılırdı. Ayrıca
Düğün Güreşleri,
Ramazan Güreşleri,
Hayır Kurumlarına
yapılan Güreşler
vardı. |
|
|
|
Güreş
Kuralları |
|
Yağlı güreşte
pehlivanlar kilo ile
değil, bilgi ve
ustalıklarına göre
gruplara ayrılırlar.
Bu gruplar; deste,
küçük, orta, başaltı
ve baştır. Güreş
başlayacağı zaman
cazgır pehlivanları
eşleştirir.
Dolayısıyla
güreşlerde cazgırın
önemi büyüktür.
Yağlı güreşte
yenilenin sırtı
yerde belirli bir
zaman kalacaktır
şeklinde bir kural
yoktur.
Pehlivanlıkta gömlek
önemlidir. Güreşte
kilo değil,
bilgi,ustalık ve
tecrübe ön
plandadır. |
|
|
|
Yenme Kuralları'ndan
Bazıları |
|
Çivi yukarı :
Rakibinizin
ayaklarından
yakalar, tepe üstü
diker, sonra sırtını
yere getirirsiniz.
Sırtüstü :
Rakibinizi yerde
çevirerek veya
ayakta düşürerek
yapabilirsiniz.
Açık düşürmek : Ya
kendi hatası ya da
rakibi vesilesiyle
kıç üstü düşmesi.
Sırtı yere
gelmemiştir, ama
göbeği meydana
çıkacak kadar arka
üstü veya yan
düşmüştür. |
|
|
 |
|
|
|
Yenilme
Kuralları'ndan
Bazıları |
|
Kıspet çıkarmak :
Olabilecek en kötü
olaylardan biridir.
Pehlivanın ayağından
kıspetinin çıkması
ya da boydan boya
yırtılması bir
yenilgi sebebidir.
Pes etmek : Bazı
pehlivanlar
yorulduklarında ya
da yenileceklerini
anladıklarında
sırtının yere
gelmesini
istemiyorlarsa, "Pes
Ediyorum" der ya da
rakibinin kıspetine
vurur.
Tartarak yenmek :
Rakibi kucaklar,
ayaklarını yerden
keser, en az 3 adım
kadar yürürseniz
rakip yenilmiş olur.
|
|
|
|
Yağlı Güreşlerde
Cezalar |
|
Rakibe, hakeme veya
seyircilere söz veya
el kol hareketi ile
hakaret etmek,
|
|
Güreş esnasında
rakibi ile münakaşa
etmek, tartışmak,
|
|
Ciddi güreş
yapmamak, şike
yapmak. |
|
Yağlı güreşlerde
yasak oyun ve diğer
yağlı güreş
kurallarına uymamak,
hakem uyarılarını
dinlememek.
Müsabakalar eleme
usulü olup, yenilen
elenir, kazanan
devam eder. |
|
|
|
Yağlı
Güreş Oyunları (
Tekniği ) |
|
Yağlı Güreşlerdeki
oyunlar; ayakta
yapılan oyunlar ve
yerde yapılan
oyunlar olarak
maksatlarına göre,
Elense, İç tırpan,
dış tırpan, kaz
kanadı, ayakta
güreşi bağlama,
budama, paça, kazık,
kepçe, ters kepçe,
kılıç atma, payanda,
kemane, kemane
çekme, kol bastı,
tilki kuyruğu, köpek
kuyruğu, yerde
sürüme, köstek,
künde (oturak
kündesi, ayak
kündesi, şark
kündesi, bel
kündesi),
boyunduruk, kurt
kapanı, yanbaş ve
kombine oyunlar paça
kazık, ellerin
kenetlenmesi, sarma,
cezayir sarması gibi
sıralanabilir. |
|
|
|
Olmazsa
Olmazları |
|
|
|
Kırkpınar Yağlı
Güreş Ağası |
|
Kırkpınar
güreşlerinin en
temel öğelerinden
biri ağalık
müessesesidir.
Önceleri
pehlivanları güreşe
çağıran, yarışmaları
düzenleyen, gelen
konukları ağırlayan,
yemek ve yatacak
yerlerini temin
eden, örf ve
adetlere uygun
olarak güreşlerin
yapılmasını
sağlayan, ödüller
veren Kırkpınar
Ağaları idi...
Murat Şener. 1950 -
1952 yıllarında 3
yıl ağalık
yapmıştır. Ancak
şimdi "Kırkpınar
Ağası", saydığımız
bu faaliyetlerin
hepsini
karşılayamadığından
ve bir etkinlik
çerçevesine
toplandığından,
masrafların büyük
bir çoğunluğu
Belediyelerce
karşılanmaktadır. |
|
|
|
Kırkpınar Yağlı
Güreş Pehlivanı |
|
Pehlivan sözlüğü
farsçadır. Burhan-katia
göre asıl anlamı
yürekli cesur (Şeci)
yiğit (dili) ise de,
Zabit, vali, iri
vücutlu ve doğru
sözlü kimseye de
Pehlivan denilir. Bu
nedenle yerine göre
çeşitli zamanlar
için kullanılmıştır.
Selçuklular
zamanında
kahramanlık gösteren
savaşçılara, üstün
başarı kazanan
atıcı, güreşçi,
gürzcülere de
"Pehlivan"
denilmiştir. Ama
asıl önemlisi, bu
sıfatın 16.YY.
başlarından itibaren
yalnız sporcular
için kullanılmış
olmasıdır.
"Pehlivan"
sözcüğünün bu
anlamda kullanılışı
Sultan II. Mahmut
çağının sonuna kadar
sürmüştür.
Osmanlılar zamanında
saray dışında
yapılan güreş
yarışmaları
panayırlarda,
düğünlerde
kulüplerde bir hayır
kurumu yararına veya
meslek edinmiş
organizatörlerin
özel yer ve
salonlarında
yapılırdı. Ayrıca
Düğün Güreşleri,
Ramazan Güreşleri,
Hayır Kurumlarına
yapılan Güreşler
vardı. |
|
|
|
Altın Kemer |
|
Kırkpınar
başpehlivanına
verilen,
Kırkpınar'ın en
büyük ödülüdür.
Kırkpınar'da
başpehlivan olan
güreşçi 1 yıl
süreyle altın
kemerin sahibi olur.
Ancak aralıksız üç
yıl arka arkaya
başpehlivan olan
güreşçi altın
kemerin sürekli
sahibi olur.
Zamanımızda Altın
Kemer'ler
Belediyelerce
yaptırılmaktadır. |
|
|
|
Yağlanma |
|
Güreşler, kavranması
güç olsun diye,
pehlivanlar güreş
meydanının uygun bir
yerinde yağ ve su
ile doldurulmuş
kazanların etrafında
yağlanırlar.
Pehlivanlar önce sağ
el ile sol omuza,
göğüse, kol ve
kispete yağ
sürerler, daha sonra
sol el ile aynı
işlemi yaparlar.
Güreş başladıktan
sonra pehlivanlar
çayırda dolaşan
ibrikçilerden
diledikleri zaman
yağ ve su
alabilirler. |
|
|
 |
|
|
|
Peşrev |
|
Peşrev, bir ısınma
ve kültür-fizik
hareketidir. Ahenkli
bir şekilde yapılan
bu hareketler,
seyircilerin zevkini
okşar, pehlivanın
moralini yükseltir.
Pehlivan peşrev ile
nefesini, kaslarını
ve kalbini biraz
sonra başlayacak
olan mücadeleye
hazırlar.
Güreşmek üzere hakem
heyeti önüne gelmiş
pehlivanların cazgır
tarafında takdimi ve
duası yapıldıktan
sonra verdiği
işaretle, çalınmaya
başlayan davulların
ve zurnaların
nağmeleri arasında
pehlivanlar ahenkli
bir şekilde ellerini
ve kollarını
sallayarak peşreve
başlarlar. Peşrevde
üç kez ileri, üç kez
de geri gidişten
sonra yere sol diz
ile çökülerek önce
sağ el yere, dize,
dudağa ve alına üç
defa değdirilir.
Hatta bazıları
tarafından bir ot
koparılarak ağza
alınır ve ısırılır.
Bu merasim bittikten
sonra tekrar
sıçrayarak arada
sırada Hayda bre
pehlivan diye
bağırılır.
Karşılıklı gidiş ve
gelişten sonra
hasmın paçaları
yoklanır ve sırtı
sıvazlanır, enseler
bağlanır, eller
tutuşur ve birkaç
defa sallanılır,
güreşe böylece
girilmiş olur. |
|
|
|
Cazgır |
|
Yağlı güreşte
pehlivanları
seyircilere tanıtan,
güreşe başlatan
kişiye Cazgır veya
Salavatçı denir.
Cazgır hakem
heyetinin
eşleştirdiği
pehlivanların
adlarını, sanlarını,
oyunlardaki
hünerlerini, uygun
mısra ve dualarla
tanıtır. |
|
|
|
Kispet |
|
Yağlı güreşe çıkan
her pehlivanın güreş
malzemesinin başında
Kispet gelir. Manda,
dana ve malak
derisinden yapılan
kispetin bel kısmı
dört parmak
genişliğinde ve
kalın olur. Beli
sarması için kalın
ip geçirilir, bu
kısma Kasnak denir.
Kispetin diz
kapağının altına
gelen yere Paça
denir. Paça ile
baldır arasına
Paçabent denilen
keçe konur, deri
kısım keçenin
üzerine çekilir ve
üzeri sicimle sıkıca
bağlanır. Sıkı
bağlanmayan paçadan
içeri giren
parmaklar sayesinde
oyun almak
kolaylaşır. |
|
|
|
Zembil |
|
Kispetler Zembil adı
verilen sazdan
bittiğinde kispet
temizlenir derisinin
kurumaması için
yağlanır ve bir
sonraki güreşe
hazırlık yapmak
üzere zembile konur.
Güreşi bırakan
pehlivan zembilini
duvara asarak bir
daha güreşmeyeceğini
anlatmak ister.
|
|
|
|
Davul ve Zurna
|
|
Kırkpınar da davul
ve zurnacılık belli
gruplara açık
artırma ile verilir.
Davul ve zurnalar
eşliğinde güreşçiler
Tutuş'a çağrılır ve
güreş havaları ile
hem pehlivanlar, hem
de seyirciler
coşturulur. |
|
|
|
Kırmızı Dipli Mum
|
|
Kırmızı dipli mum
bildiğimiz parafin
mumların dip
tarafına kırmızı
boya sürülmüş
olanıdır. Kırkpınar
ağalığını yüklenen
kişiler Mart ayı
başından itibaren
köylere, kasabalara,
şehirlere Mühürlü
Kırmızı Dipli
Mumları göndererek
panayırın ne zaman
açılacağını,
güreşlerin hangi
tarihte yapılacağını
bildirirlerdi.
Kırmızı dipli mumlar
köy ve kasabaların
kahvelerinin
yüksekçe bir yerine
asılır, böylece
herkes Kırkpınar'a
davet edildiklerini
anlarlardı. |
|
|
|
Şalapur Bezi |
|
Kırkpınar Er
Meydanı'nda güreş
tutan pehlivanlar,
güreşirken yüzlerini
ve gözlerini silmek
için salaşpur bezi
kullanmaktadırlar. 3
gün süren güreşlerde
kullanılan salaşpur
bezi miktarı
yaklaşık 1000
metredir. |
|
|
|
|
 |
|
 |
 |